20 Eylül 2012 Perşembe

İşe başlayan bir garip anne...

1 aydı, 3 aydı, 5 aydı derken zaman geçip gitti. Ramazanı geçirdik, şeker bayramımızı kutladık ve tatilimizi yaptıktan sonra artık çalışma zamanı geldi.
 
4 Eylül Salı günü annem ve babam Eskişehir'den geldi. 6 Eylül Perşembe de iş başı yaptım. Saat 06:45 de uyanıp, Sarp'ı emzirdim, kalan sütü sağarak boşalttım. Tabi bir gün önceden dolaptaki stok sütlerden bir poşet çıkardık. Hazırlanıp evden ayrıldım. Ne yalan söyleyeyim çok zor olmadı. Çünkü Sarp uyumlu bir bebek. Dolaptaki sütleri emiyor, biberon ile ilgili sıkıntımız yok, uyku düzenimiz oluştu. Annem yalnız değil yanında babam var. Tüm bunların iç rahatlığıyla çok stresli olmayan bir iş gününe başladım. Ne zaman ki annem aradı pompanın bir parçasını evde unuttuğumu söyledi anladım ki aklımın bir kısmını evde bırakmışım :) Saat 11:00 gibi mecbur eve gitmek zorunda kaldım. Gittim bebeyi emzirdim, kalan sütü yine sağdım ve pompayı bütün halde alarak işe döndüm.
Öğleden sonra da 2 kez sütümü sağdım. İdari işler sorumlumuzun dolabında sakladığım sütleri akşam eve getirdim.
 
İlk gün hiç bir sorun çıkmamış, uykusunu uyumuş, sütünü içmişti. İçim daha da rahatlamıştı. Diğer günler de benzer şekilde devam etti. Eğer tüm gün ofisteysem saat 10:30, 13:30, 16:30 da olacak şekilde 3 defa süt sağıyorum. Bazen az geliyor süt bazen çok... Az geldiğinde açıyorum oğlumun videolarını izliyorum telefondan. Bence işe yarıyor hormonlar hareketleniyor :) İlk 1-2 gün bunu da taktım kafaya ama sonra geçti. Annem sağdığım kadarını veriyor eksik kalırsa dolaptaki stok sütlerden veriyor. Hatta şimdi sağdığım sütün bir kısmını içiriyor kalanını buzluğa koyuyor. bebeye de dolapta ki eski sütlerden çözdürüp veriyoruz. Çünkü sütlerin süresi geçmek üzere, hala 1. ayımızda sağdığım sütler var dolapta...
 
En zorlandığım üç konuya gelirsek;
 
İlki hiç bir kıyafetim olmuyor. Acil alışveriş yapmam lazım. 1-2 pantolon ve 1-2 gömlek-bluz dışında hiçbir şey olmuyor üstüme. Meğer ne cılızmışım doğumdan önce. Hayır şu anki kilomdan oldukça memnunum ama bu kıyafetsizlik beni çok yoruyor!
 
İkincisi, işim gereği dışarıda olmam gerekiyor. Dışarıda olduğumda süt sağmak çok zor. Toplantı saatlerini denk getirmek,  İstanbul trafiğini yenip ofise gelebilmek, ya da bebek odası olan bir alışveriş merkezi bulup süt sağmak hepsi çok zor. Hatta çoğu bebek odasında priz yok. Sağılan sütlerin dolaba yetiştirilmesi daha da zor. Şimdilik bir tane bardak termos aldım. Sütü sağıp süt saklama poşeti ile içine koyuyorum, kenarlarına buz takviyesi yaparak ısınmasını engelliyorum. Neyse ki havalar yavaş yavaş serinlemeye başladı. Ofiste sağdığım sütleri şimdiye kadar süt saklama poşetlerine koyup eve getirdim. Ama baktım ki bu şekilde poşetle başa çıkmak çok zor. Avent'in Via kaplarından aldım, bugün geldiler. Daha kullanışlı ve ekonomik olacağını düşünüyorum.

Ve sonuncusu da, bebenin 5 dakikada yaptığı emme işini pompa ile yarım saatte yapmak. Günde 3 defa sağdığımı düşünürsek 1,5 saat eder. Beni işten atmazlarsa iyidir! Neyse ki müdürüm benden 4 ay önce doğum yaptı da halimden anlıyor!

İşte böyle iki haftayı geçirdim. Cuma günü evdeyim süt iznim var. Pek güzel, zaten hep derdim dört gün çalışalım üç gün tatil olsun diye gayet iyi oluyormuş :)

Bakalım bundan sonra neler yaşayacağız...

Buyrun bu da işin ilk günü oğlumdan ayrılmadan önce...

Neyse ki anneannesinin kucağında beni yolcu ederken, ben ona gülümsediğim de o da bana gülümsüyor ve o şekilde ayrılıyoruz. Bunun bir de ağlayarak ayrılma zamanları var değil mi!!

5 Aylık olduk!

Aslında bu başlık neredeyse 2 hafta gecikmeli atıldı. Bunda tatilden gelmemizin, benim hemen akabinde işe başlamam ve işe adaptasyon sürecinde yaşadığım yoğunluk ve yorgunluğun etkisi var.
Bu sebepten ötürü kendime kızgın, bloğuma göz atanlara da suçluluk duygularımla yazıma başlıyorum.

Tabi ki de ilk olarak doktor kontrolümüzden bahsedelim. Bu ayki kilo alımımız son 4 aya göre biraz düşük. Toplamda 630gr alan bebe 7.950 gr ile 5. ayını tamamladı. Boyu da yaklaşık 1,5 cm uzayarak 64,8 cm olarak tarihe geçti.  Kilo olarak 1 ay önde, boy olarak tam ayımızdayız. Anne sütü devam. Ek olarak annemin ısrarlarına rağmen doktorumuzun da net ifadesiyle ek hiçbir şey vermiyoruz. Dişini kaşıma için sert meyve ve sebzeler verilebilir.

Geçtiğimiz ayda neler yaptık?

Yüzüstü yatarken 90 derece sürünerek yön değiştirdi.
Kendi kendine mırıl mırıl inler halde uyumayı huy edindi.
Eğer isterse akşam saat 20:00-21:00 arası uyuduğunda, 23:00 deki uyku öğününden sonra sabah 06:00 ya kadar uyuyabileceğini gördük.
Eskiden çıkardığı agu seslerinin yerini  farklı sesli harfleri sıralayarak bağırmak aldı.
5-10 saniyelik gülmeler, 1 dakika kadar kahkaha atarak gülmelere döndü.

5. ayımızı da bu şekilde tamamladık. Çok hızlı büyüyor. Zaman nasıl geçiyor farkında bile değilim.
İşe başladığım için annem geldi yanımıza ve ben bebeğimin her anını göremeyeceğim için 6. ayımıza biraz buruk başladım.

Sevgimle
Özge...

Bebekle tatil...

Hamile olduğumu öğrendiğimde Ağustos ayıydı. Yeni tatilden gelmiştik. Tabi ki herkes gibi tatil biter bitmez bir sonra ki tatilin hayallerini kurmaya başladık. Tabi bu defa 2 kişilik değil 3 kişilik hatta 4 kişilik bir tatil hayaliydi bu. Ben kocam bebeğimiz ve anneanne ya da babaanne. Etrafımızdaki çoğu kişi 3-4 aylık bebekle tatilin zor olacağını söylüyordu. Oysa ki benim içimden hep tam tersi geçiyordu. Çok güzel bir tatil yapacağımız ve bebeğimizin bize sorun çıkarmayacağını düşünüyordum. Düşündüğüm gibi de oldu.

Tabi ki de bebeğimizin nasıl bir durumda olacağını kestiremiyorduk. Huzurlu bir bebek mi yoksa yaramaz mız mız bir bebek mi? İkinci seçenek olursa tatil planlarımızı bir sonraki seneye erteleyecektik. Bu sebeple erken rezervasyon yaptırmadık ve durumu bekleyip görmeye karar verdik.

Sarp Bey hayatımıza girdiğinde her şey gayet yolundaydı. Uyumlu bir bebek olan oğlumuz yabancı bilmiyor, uyuyor ve en önemlisi emiyordu.

Hem bebeğin biraz büyümesi için hem de havaların biraz serinlemesi için yazın son aylarını bekledik ve Ağustos un son haftası Bodrum'a gitmeye karar verdik. Babaannemiz bize eşlik edecekti. Seçeceğimiz otel için tek kriterim denize yakın olması yönünde idi. Öyle de oldu. Hem yolculukta hem de gittiğimiz yerde rahat etmemiz için arabayla gitmeyi tercih ettik. Eşimin rahat araba kullanması için sabah 6-7 arası yola çıktık. Sarp Bey kah uyur kah uyanık, kah kendi dilinde konuşur halde yolculuğumuz devam etti. Emmesi için mola verdiğimizde kendi ihtiyaçlarımızı karşıladık. Yolculuk biraz uzun sürdü tabi böyle olunca, Artık son 1 saat bizimkisi ana kucağında oturmak bile istemedi.

Otelimize vardığımızda hepimiz duşumuzu aldık ve yemek yemeye gittik. Tabi sürekli kendi küvetinde yıkadığımız bebeyi küvetsiz yıkamak oldukça zor oldu. Hatta tatilin en zor anları diyebilirim. Genelde ağlayarak sonlandı banyo seansları.

Nedense hiç aklıma gelmemişti bu bebe akşam 8-9 arası uyuyor, ee kim başında bekleyecek. Tatile geldik , tatil yerinde otel odasında durulur mu hiç! Durulmaz, bebe gece öğününe kadar pusette uyutulur :) Saat 11-12 gibi ailecek odaya gidilir. Otelin verdiği park yatak hiç kullanışlı değildi, biz de bir yedek yatak istedik ve bebeyi orada yatırdık. Çok daha rahat oldu.

Sabah 7-8 arası uyanan bebe ile erkenden kahvaltıya gidilir, sabah uykusuna kadar kahvaltı yapılır, sahilde su sesi eşliğinde sabah uykusu geçirilir. Normalde 1-2 saat arası uyuyan bebe ana kucağında 45 dakika uyur ama olsun. Uyumadan önce sürülen Mustela güneş kremi tekrar uygulanır ve saat 12:00 ye kadar sahilde ailecek zaman geçirilir. Öğle yemeği yenir ve öğlen uykusu için odanın yolu tutulur. Öğleden sonra nöbetleşe odada kalınarak sahilin ve denizin tadı çıkarılır. Saat 17:00 den sonra bebeyle denize gidilir. Akşam kestirmesi de yorucu geçen 5 dakikalık (!) yüzme seansından sonra yine sahilde dalga sesleri eşliğinde yapılır.

Tabi ki de bebe denize sokulur. Gitmeden alığımız swimtrainer simit ile yüzme çalışmaları yapılır ve ilk günler suda ağlayan bebe diğer günler gülücükler eşliğinde suyun tadını çıkarır. Bıraksan badi ayaklarını çırpa çırpa yüzüp gidecek :) 

Bir gece yanımızdan ayırmadığımız pompamız ile süt sağılır ve ertesi gece koca ile Bodrum gecelerine akılır. Bebe babaanneye emanet !

Hava değişikliğinden olsa gerek 4-5 gün kakasını yapmayan oğlum dönüş yolunda bu greve son verdi ve her bir durakta alt değiştirme seansları yapmak durumunda kaldık.

Keza dönüş de biraz zor geçti. Ana kucağında durmak istemeyen bebe yüzünden sık sık mola vermek durumunda kaldık.

Sonuç olarak bebeyle tatil ayrı keyifli.

Döndüğümüzde her şey kaldığı yerden devam etti. Düzenimiz bozulmadı.

Bolca pusette hafif sallantı ile uyuyan bebe, tekrar yatakta pış pışla uyur mu endişeleri yersiz çıktı.
Güneş çarpması, üşütme endişeleri yersiz çıktı.
Huysuzlanır tatilin tadı kaçar mı endişeleri yersiz çıktı.

Tabi bunda;
Sarp'ın anne sütünden başka bir besin almamasının verdiği kolaylık ve pratiklik
Bebenin düzeni bozulur diye kendimizi yıpratmak yerine herşeyi akışına bırakmak
Yanımızda dördüncü bir kişinin olması

gibi etkenlerin çok büyük etkisi var.

Anlayacağınız bir haftalık tatilden hepimiz mutlu mesut döndük.

Bir sonraki tatil geeeeel gellll :)
Not: 2. tatilimizi dağda kayak olarak yapmayı, bu defa da sıcaklar yüzünden ilk maceramızda kandıramadığımız anneanneyi yanımızda götürmeyi planlıyoruz.

Sevgimle,
Özge