Merhaba,
17 günlük bebeğimle artık birbirimize alıştık ve hayat çok keyifli geçiyor.
Hamileliğimin başlarında, eşim bir gün elinde " Emzirme Sanatı" adında kalınca bir kitapla eve gelmişti. Hamileliğin sonlarından okunması için kitaplığa koymuş, koyarken de emzirme ile ilgili bu kadar çok ne yazılabilir diye aklımdan geçirmiştim. İtiraf etmeliyim ki, bebek bakım kitaplarından, bu kitaba bakmaya vakit kalmadı.
Bebeğim doğumdan hemen sonra yanıma geldiğinde, kendi başıma emzirmeye çalışmış ve her iki göğsümden de sütümü emmişti. Problem yoktu, işte emiyordu! Bir iki gün sonra emzirmek zorlu bir maceraya dönüştü. Bebeğim memeyi alamıyor, alsa da yanlış alıyor canım acıyor, emmeye başladıktan 5 dk sonra yoruluyor, uyuyor ve emmeyi bırakıyordu. Tekrar uyandırmak için her türlü taklayı atsak da çok başarılı olamıyordum.
Hastaneden eve geldiğimizde, ilk bir hafta çok ciddi göğüslerimde ağrı ve sızılar oldu. Bebeğim memeyi doğru şekilde almasına rağmen, her emzirmem acılı bir seansa dönüştü. Bu sırada, Mustela ve lansinoh marka kremler kullanıyordum. Çamaşırımın temasını engellemek için, avent'in göğüs kalkanını kullanmaya başladım. Haznesi olan bu alet oldukça başarılı hem göğüsten akan sütü biriktiriyor, hem de göğse teması engelliyor. Ben ilk bir hafta sürekli kullandım. Oysa ki 40 dk dan fazla kullanılması kanallar üzerinde baskı yaptığından önerilmiyor.(kullanma talimatında yazıyor) Ben de neyse ki sorun olmadı. Ancak göğse temas eden kısımda bir süre sonra hafif pişik oluştu, 1-2 gün kullanmayı bıraktım ve pişik de kendiliğinden geçti.
Bu esnada sağ göğsümde sanki kanallardan göğüs ucuna doğru gelen sızı devam ediyordu. Emzirirken dayanılmaz hale gelen acıdan yine event'in göğüs ucu silikonu ile kurtulmaya çalıştım. Bebeğim ilk 3-4 gününde almak istemedi çünkü ağzına göre fazla büyük geliyordu. 7-8. günümüzde almaya başladı ama bu defa da bana bebek yeterli çekemediği için, beslenemedi gibi geldi ve silikon meme ucundan da vazgeçtik. Son evre olarak sağ göğsümde bir sabah açılma ve kanama olduğunu fark ettim. 1 gün boyunca bebeğimi o göğsümle emzirmedim, sadece pompa ile sağdım. Krem ve kalkan kullandım,uygun zaman buldukça açıkta bırakarak yaranın geçmesini sağladım. 1 gün içinde kabuk bağlayıp kabuğu düştü ve iyileşti.
7-10 gün süren sancılı emzirmemiz yavaş yavaş hafiflemeye başladı. Doktorumuz sızının olduğu göğüste daha fazla süt olduğunu tersine acılı göğsü daha çok emzirmem gerektiğini söyledi ve haklıydı. Emzirdikçe ağrım azaldı.
Şu anda bebeğim göğsümü yanlış almadığı sürece çok ağrı çekmiyorum ama yine de memeyi ilk aldığından, 5-6 sn canım çok acıyor. Daha sonra acı azalıyor.
İlk bir kaç gün sadece 5-10 dk emebiliyor, sonra uyuyakalıyordu. Acıktıkça emzirdim. Uyuduğu zamanlar, 2 saati aşmadan gerekiyorsa uyandırarak emzirmeye devam ettim. Geceleri de aynı şekilde 2-2,5 saatte kakıp bebeği uyandırıp emzirmeye devam ediyorum. Şu anda emme süremiz 15-20 dk ya ( tek göğüs) çıktı ama uykusu olduğunda son dakikalar çok verimli geçmiyor. Okuduğum kitaplarda ilk 10 dk gelen sütün içerdiği maddelerden uyku yaptığı bu nedenle emzirme boyunca bebeği uyanık tutmak gerektiği ve sonrasında gelen sütün en besleyici ve yağlı kısmı olduğunu gördüm. Bu konu hala canımı sıkıyor çünkü bebeğim 20-25 dk zor emiyor. 15 dk emerse iyi performans gösteriyor.
Ayrıca bir göğsümü emzirdiğimde, maalesef uykuya dalıyor ve 2. göğsümü emziremiyorum. Mutlaka diğer göğsümü pompa ile boşaltıyorum ki süt üretimi devam etsin.
Pompa ile sağdığım sütü buzlukta muhafaza ediyoruz. Lansinoh un süt saklama poşetlerini kullanıyoruz. 2 saatte bir emzirme rutininde, bir göğsümden ortalama 60-70ml süt geliyor. 2 saatten daha fazla zaman geçmişse, 100 ml yi görebiliyorum. Gördüğüm şu ki göğüs ne kadar boşalırsa o kadar çok süt üretiyor. İlk zamanlar, sık emzirmek ve gerekiyorsa (bebek göğüsü boşaltamıyorsa) pompa ile boşaltmakta fayda var.
Her yeni annenin endişesi tabi ki bende de var. Sütüm yeterli mi? Bebeğim sürekli çiş ve kaka yapıyor. Üzerine bol olan yeni doğan kıyafetler artık olmaya başladı bu da kilo aldığına işaret. Bu sütün bebeğime yettiğini düşünmeme sebep oluyor. Bakalım 1. ay doktor muayenemizde göreceğiz...
Hamileyken beynim sürekli göbeğimdeydi, tekmeler, kasılmalar, ağrılar... Şimdi beynim sürekli göğüslerimde, sızı, şişlik... En kötüsü hala yüz üstü yatamıyorum ! Göbeğim gitti, göğüslerim geldi :)
Çok susuyorum ve çok su içiyorum. Emzirdiğim için sanırım karnım çok acıkıyor, geceleri emzirmeye kalktığımda mutlaka 1-2 lokma bir şeyler atıştırıyorum.
En merak edilenlerden biri, 54 kilo başladığım hamileliğimi, 67 kilo ile bitirdim. Doğumum ertesi günü, 64 kiloydum. 17 gün geçti şu anda 62,5 kiloyum. 36 bedenden 40 bedene geçiş yaptım. Göbeğim oldukça indi, normal doğumda daha çabuk toparlandığı gerçek... Emzirmeye devam :)
Pompa olarak Nuk marka elektrikli pompa almıştım, arada süt çok geldiğinde, makinanın çalışmasında sıkıntı oluşuyor, sesi değişiyor, motor kısmına süt geçiyor. Bazen de sütü çekmiyor. Ayrıca dik oturduğunuzda süt akmıyor bu nedenle kambur durmak gerekiyor ki süt aksın o da rahatasız bir durum. Bu tabi kişinin göğüslerinin fizyolojik yapısı ile ilgili de olabilir. İnternetten araştırdığımda, sessiz olduğu yazıyordu, diğer markaları bilmiyorum ama çok da sessiz değil. Gece herkes uyurken ses oldukça çıkıyor ve yan odadan duyulabiliyor.
Emzirme ile ilgili aşağıdaki linki takip etmenizi öneririm, blogger Esra Hanım bu konuya kendini adamış. Emzirme ile ilgili online destek ve seminerler veriyor.
http://bebeimgeliyor.blogspot.com/
Sevgimle...
Özge
24 Nisan 2012 Salı
16 Nisan 2012 Pazartesi
Bebeğimle ilk 1 haftamız...
Bebeğimizi Cumartesi kucağımıza aldık ve Pazar günü öğleden önce hastaneden çıkış yaptık. 2 kişilik ailemiz artık 3 kişi olmuştu. Bir de annem, 4 kişilik bir aileydik.
2.660 kg doğan oğlum, hastaneden 2.580 kg çıkmıştı ve sürekli uyumak istiyordu. Ben de 2 saatte bir uyandırıp emzirmeye çalışıyordum. Ancak o kadar ufak bir bebeği o derin uykusundan uyandırmak hiç de kolay değil. Bir sürü numara yapmanız gerekiyor. İlk 3-4 gün uykudan uyandırmakta sorun yaşasak da artık düzene girdik sayılır.
Tavsiye 1: Uyuyan bebeğinizi uyandırmak için, gıdıklayabilir, ensesini ve gıdığını okşayabilir, en son çare altını açabilirsiniz.
Evde ilk gecemiz benim için çok zor geçti. Bu zorluk tamamen benden kaynaklanıyor. Bebeğim uyumasına rağmen, her çıkardığı seste ya da her sessiz kalışında kalkıp bakma ihtiyacı duyuyordum. Yatak odamız küçük olduğundan beşiğimiz ayaklarımızın tarafında duruyordu, 5 dakikada bir yataktan kalkıp bebeğin yanına gitmek oldukça yorucu.Oysa ki oğlum gayet huzurlu uykusunu uyuyordu. Ertesi gün ne yapıp edip, beşiği yatağın yanına almayı başardık.
Tavsiye 2: Bebeğiniz sizinle aynı odada olacaksa, yatağınızın hemen yanında, gözünüzü açtığınızda görebileceğiniz bir yerde olsun. Bebeğiniz için endişelenmenize gerek yok, o kendi halinde uyuyor.
Bebek evin her odasında olabiliyor. Bu nedenle odaların aydınlatmaları çok önemli, fazla ışık bebeği rahatsız ediyor. Salonumuzdaki ayarlanabilir spotlar çok işe yaradı. Bebek odasındaki tavan lambamızın da ışığını ayarlanabilir yaptı eşim. Bir tek yatak odamız kaldı orada da baş ucumuza kalkmadan açıp kapatabileceğim bir gece lambası almayı düşünüyorum.
Tavsiye 3: Odalarınızın aydınlatmasını bebek gelmeden elden geçirin.
Evimiz merkezi sisteme dahil olduğundan, geceleri kalorifer yanmıyor, dolayısı ile hava soğuk oluyor, yünlü battaniyelerimiz çok işe yaradı, bebeğimiz akşamları üşümüyor.
Tavsiye 4: Uyku tulumu ben almadım ama siz alabilirsiniz. Eminim işe yarar. Bir de ısıtma için evde bir cihaz örneğin elektrikli radyatör bulundurabilirsiniz.
Göbek kordonumuz 10 gün geçmesine rağmen hala düşmedi. Bunda biraz hatalı olan benim. Bebeğin kordonunun göbeğe bağlandığı yerin silinmesi için eczaneden, %70 alkol alıyorsunuz (bunları ve gerekli göz burun damlalarını hastaneden çıkarken size reçete olarak veriyorlar, önceden almanıza gerek yok). Ben alkolü steril mendiline sıkıp kordon başına pansuman yapıyordum. Oysa ki direk fısfısı bu bölgeye sıkabilirmişiz. Dolayısı ile 2-3 gün alkol az temas ettiğinden kordonun kuruması uzadı. Ayrıca erkek çocuklarında olan bir sıkıntı, altını değiştirirken göbeğinin üzerine çişini yapabiliyor. Bu da mikrop kapıp iltihaplanmasına sebep olabilir. Buna dikkat etmek gerekiyor.
Tavsiye 5: Aldığınız alkolü çekinmeden bebeğinizin kordonuna sıkabilirsiniz. Canları acımıyor.
Göbek bağı düşmeden bebeğimizi yıkamak istemedik 3 gün sonra işitme testi için doktora gittiğimizde bebeğimizin kulağının kirlendiğini ve bebeğimizi yıkayabileceğimizi söyledi. Biz de bebeğimizi o gün yıkadık. 2 güne bir yıkıyoruz.
Tavsiye 6: Bebeğinizi göbek kordonu düşmeden yıkayabilirsiniz, sorun yok.
Kordon bakımı dışında, 5 gün boyunca doktorun verdiği göz damlasını kullandık. Gözlerini zor açan bebeğim damladan sonra gözlerini kocaman açmaya başladı.
Bir de burun damlası verdi doktorumuz, onu da burnu tıkandıkça kullanacağız.
15 günden sonra kullanması için bir de vitamin verdi. Onu da zamanı gelince kullanacağız.
Bebeğimiz ufak olduğundan şu anda yeni doğan tüm kıyafetleri büyük geliyor.
Tavsiye 7: Son 1 ay bebeğin yaklaşık kilosu belli oluyor. Mothercare de tiny olarak geçen , yeni doğan (new born) dan da küçük kıyafetleri bebeğiniz küçükse kullanabilirsiniz. Göbek bağı düşünceye kadar iç-dış zıbın giydirin, rahat oluyor.
Aklıma geldikçe tavsiyelerimi buraya ekleyeceğim.
Sevgimle
Özge..
2.660 kg doğan oğlum, hastaneden 2.580 kg çıkmıştı ve sürekli uyumak istiyordu. Ben de 2 saatte bir uyandırıp emzirmeye çalışıyordum. Ancak o kadar ufak bir bebeği o derin uykusundan uyandırmak hiç de kolay değil. Bir sürü numara yapmanız gerekiyor. İlk 3-4 gün uykudan uyandırmakta sorun yaşasak da artık düzene girdik sayılır.
Tavsiye 1: Uyuyan bebeğinizi uyandırmak için, gıdıklayabilir, ensesini ve gıdığını okşayabilir, en son çare altını açabilirsiniz.
Evde ilk gecemiz benim için çok zor geçti. Bu zorluk tamamen benden kaynaklanıyor. Bebeğim uyumasına rağmen, her çıkardığı seste ya da her sessiz kalışında kalkıp bakma ihtiyacı duyuyordum. Yatak odamız küçük olduğundan beşiğimiz ayaklarımızın tarafında duruyordu, 5 dakikada bir yataktan kalkıp bebeğin yanına gitmek oldukça yorucu.Oysa ki oğlum gayet huzurlu uykusunu uyuyordu. Ertesi gün ne yapıp edip, beşiği yatağın yanına almayı başardık.
Tavsiye 2: Bebeğiniz sizinle aynı odada olacaksa, yatağınızın hemen yanında, gözünüzü açtığınızda görebileceğiniz bir yerde olsun. Bebeğiniz için endişelenmenize gerek yok, o kendi halinde uyuyor.
Bebek evin her odasında olabiliyor. Bu nedenle odaların aydınlatmaları çok önemli, fazla ışık bebeği rahatsız ediyor. Salonumuzdaki ayarlanabilir spotlar çok işe yaradı. Bebek odasındaki tavan lambamızın da ışığını ayarlanabilir yaptı eşim. Bir tek yatak odamız kaldı orada da baş ucumuza kalkmadan açıp kapatabileceğim bir gece lambası almayı düşünüyorum.
Tavsiye 3: Odalarınızın aydınlatmasını bebek gelmeden elden geçirin.
Evimiz merkezi sisteme dahil olduğundan, geceleri kalorifer yanmıyor, dolayısı ile hava soğuk oluyor, yünlü battaniyelerimiz çok işe yaradı, bebeğimiz akşamları üşümüyor.
Tavsiye 4: Uyku tulumu ben almadım ama siz alabilirsiniz. Eminim işe yarar. Bir de ısıtma için evde bir cihaz örneğin elektrikli radyatör bulundurabilirsiniz.
Göbek kordonumuz 10 gün geçmesine rağmen hala düşmedi. Bunda biraz hatalı olan benim. Bebeğin kordonunun göbeğe bağlandığı yerin silinmesi için eczaneden, %70 alkol alıyorsunuz (bunları ve gerekli göz burun damlalarını hastaneden çıkarken size reçete olarak veriyorlar, önceden almanıza gerek yok). Ben alkolü steril mendiline sıkıp kordon başına pansuman yapıyordum. Oysa ki direk fısfısı bu bölgeye sıkabilirmişiz. Dolayısı ile 2-3 gün alkol az temas ettiğinden kordonun kuruması uzadı. Ayrıca erkek çocuklarında olan bir sıkıntı, altını değiştirirken göbeğinin üzerine çişini yapabiliyor. Bu da mikrop kapıp iltihaplanmasına sebep olabilir. Buna dikkat etmek gerekiyor.
Tavsiye 5: Aldığınız alkolü çekinmeden bebeğinizin kordonuna sıkabilirsiniz. Canları acımıyor.
Göbek bağı düşmeden bebeğimizi yıkamak istemedik 3 gün sonra işitme testi için doktora gittiğimizde bebeğimizin kulağının kirlendiğini ve bebeğimizi yıkayabileceğimizi söyledi. Biz de bebeğimizi o gün yıkadık. 2 güne bir yıkıyoruz.
Tavsiye 6: Bebeğinizi göbek kordonu düşmeden yıkayabilirsiniz, sorun yok.
Kordon bakımı dışında, 5 gün boyunca doktorun verdiği göz damlasını kullandık. Gözlerini zor açan bebeğim damladan sonra gözlerini kocaman açmaya başladı.
Bir de burun damlası verdi doktorumuz, onu da burnu tıkandıkça kullanacağız.
15 günden sonra kullanması için bir de vitamin verdi. Onu da zamanı gelince kullanacağız.
Bebeğimiz ufak olduğundan şu anda yeni doğan tüm kıyafetleri büyük geliyor.
Tavsiye 7: Son 1 ay bebeğin yaklaşık kilosu belli oluyor. Mothercare de tiny olarak geçen , yeni doğan (new born) dan da küçük kıyafetleri bebeğiniz küçükse kullanabilirsiniz. Göbek bağı düşünceye kadar iç-dış zıbın giydirin, rahat oluyor.
Aklıma geldikçe tavsiyelerimi buraya ekleyeceğim.
Sevgimle
Özge..
Uzun Bir Aradan Sonra Bebeğimle Karşınızdayım :)
Merhaba,
Başlıktan da anlaşılacağı üzere bebeğime kavuştum. Artık benim de bir doğum hikayem var :) Buyrun hikayeme...
6 Nisan Cuma akşamı eşimle beraber film izledik. Artan kasılmalarım o akşam daha da sıklaşmıştı. Farkındaydım ama sancı vs olmadığından doğum şüphesi duymadım. Filmimizi izledikten sonra saat 01:00 gibi yattık. Gece saat 03:15 de aniden gelen suyumla uyandım. İlk önce idrarımı tutamadığımı düşündüm, kalktım tuvalete yöneldim, hala suyum geliyordu. Pijamam tamamen ıslanmıştı ve hafif kırmızıydı gelen su. Ayrıca sancım da yoktu. İlk önce ne yapacağımı bilemedim, eşime seslendim, o da bir telaş ve uyku sersemi kalktı, annemi kaldırmasını söyledim. Eşim bir yandan doktorumuzu arıyordu. Doktorumuz ile görüştü ve suyum geldiği için hazırlanıp hastanemiz Medipole gitmemizi söyledi. Kendisi de hastaneyi arayıp bizi tekrar arayacaktı. Aslında duş alıp çıkmak istiyordum ama doktorumuz hazırlanıp çıkın dediği için belden aşağıma su tutup hazırlandım. Hastaneye gidecek o kadar çok şey vardı ki, benim çantam, bebeğin çantası, anakucağı, kapı süsü, bebek şekerleri,fotoğraf makinesi vs vs... Ben hazır kapıda bekliyordum eşim ve annem hala hazır değildi, ve ikisi de benim rahatlığımın tam tersi oldukça panik içindelerdi.
Tam kapıdan çıktık doktorumuz aradı ve Medipol'de yer olmadığını tek yatağın ameliyathanede olduğunu söyledi. Normal şartlar altında bu tür durumlarda birden parlayan ben oldukça sakin davranıp, ne yapmamızı önerdiğini sordum doktorumuza. Ya önce Medipol, sonra farklı bir hastane ya da direk farklı bir hastaneye gidecektik. Evet hastanemizde yer yok ve bizim B planımız yoktu! Doktorum Medicana ya gitmemizi önerdi. Kabul ettik. Ümraniye'de ki Medicanaya yollandık. Hastane kapısından girdiğimizde hastane çok sakindi ve bizi direk doğumhaneye yönlendirdiler. Doktorum Emine Hemşirenin bizi karşılayacağını söylemişti, öyle de oldu. Beni doğumhaneye aldılar ve hemşire muayene etti. 1 cm açıklık vardı, bu arada 10 dk da bir adet sancısı şeklinde ağrılarım başladı. NST ye bağlandım ve 45 dk bebeğimin kalp atışları ve kasılmalarımı izlediler. Her şeyin yolunda olduğu belirlenince odaya alındım. Odada beklemeye başladık. Saat 07:00 gibi doktorum geldi. O da muayene etti açıklık aynıydı. Doktorum bebeğimizi 24 saat içinde doğması gerektiğini, tahmini akşam saat 5-6 arası doğumun olacağını söyledi. Bu da nereden baksanız 12 saatlik bir maraton. Doktorum hiç tereddütsüz epidural yapılmasını önerdi. Çünkü doğum uzun sürecekti, tabi bu da uzun süren sancılar demekti. Ben de tereddütsüz kabul ettim.
Doktorum birkaç saat sonra, Melahat Hemşire nin geleceğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı. Melahat Hemşire, -doktorumuzun yanında çalışan hemşire- saat 10:00 gibi geldi ve doğumun sonuna kadar hep yanımda kaldı. Her türlü teknik kontrol, psikolojik destek ile ilgili eksiksiz yardımcı oldu.
Saat 13:30 gibi 4 cm açılmam vardı ve epidural takılma vakti gelmişti. Öncesinde lavman işlemi yapıldı. Çoğu gebe, doğumda büyük tuvaletini yapma endişesi ile yeteri kadar ıkınamıyormuş. Bu nedenle doktorum her gebeye bu işlemi uyguluyormuş. Lavmanın ne olduğuna gelirsek; makattan bağırsaklara bir ilaç veriliyor ve kişinin dışkısını yapmasını ve bağırsakları boşaltması sağlanıyor. Bu işlem de yapıldıktan sonra epidural için anestezi uzmanının yanına gittik. Bir yandan sancılar fazlalaşmış, bir yandan omuriliğime iğne ile giriş yapılıyordu. Oldukça tedirgindim. Yaklaşık 15-20 dk süren -yada bana o kadar uzun geldi- bir işlem sonucunda epidural takıldı. Öncelikle deneme bir doz yapıldı. Bende çok fazla etkisi olmadı, daha sonra yarım doz ağrı kesici yapıldı, bunun da etkisi çok olmadı, ağrılarım artmıştı ve sadece tek bacağımda karıncalanma vardi. Tek bacakta karıncalanma normalmiş ama ağrıların çok azalmaması çok normal değil. Bunun üzerine2. yarım doz yapıldı ve bu defa bacaklarım tamamen uyuştu. Ağrılar regl ağrılarının 2-3 katı şiddetinde ama dayanılabilir şekildeydi. Bu sırada açılma devam ediyordu. Böylece suni sancıya gerek kalmadı. Saat 16:00 civarı artık epiduralın etkisi azalmış, açılma 9cm civarına gelmişti. Sancılar arka arkaya geliyor ve dayanmakta zorluk çekiyordum. Yanımda annem ve eşim, arada arkadaşlarım gelip destek oluyorlardı. En sonunda doğumhane yolu göründü. Bu arada yarım doz daha ilaç yapıldı, bu bir nebze rahatlattı.
Hemşire 8-9cm de ağrıların kasıktan bele doğru kayacağını ve ıkınma isteğini hissedeceğimi söylemişti, aynen dediği gibi oldu. Sancılar çok şiddetli ve belimdeydi. Ikınmak isteği beliriyordu.
Doğumhaneye geldiğimde, eşim elinde fotoğraf makinası ile başucumdaydı. Doktorumuz gelmişti. Sıra ıkınmaya gelmişti. Doktorum hemşirem ve hastane personeli çok destek oldular ve 5-6 ıkınmada bebeğim kucağımdaydı. Ufacıktı, mor renkli, buruşuk yüzlü bir şeydi. O andan daha mutlu olduğum bir an hatırlamıyorum. Karnımda 9 ay taşıdığım bebeğim, artık kucağımdaydı. Bebeğimi gerekli kontroller için içeri götürdüler, o sırada rahimin ve gerekli işlemleri yapılması için doktorum çalışmalara başladı. Bebeğim sadece 2.660 kg dı. Boyu da 49cm. Ufak olduğundan ekstra bir kesim işlemi olmamıştı. Bebeğin sadece kendisinin yaptığı çok ufak yırtıklar dikildi. O sırada, bebeğim babasının kucağında tekrar yanıma geldi. Öptüm, kokladım... Daha sonra beni doğumhanenin yanında, sancı odasına tekrar aldılar. Bebeğimi istedim, 5 dk sonra bebeğim de geldi. Yanımda sadece eşim ve annem vardı. Beni odaya götürmemeleri büyük avantaj oldu. Bebeğimi emzirdim ve sonrasında odaya indik.
Kendimi çok iyi hissediyordum. Oğlumla gelen ziyaretçileri karşıladık ve dünyaya beraber merhaba dedik.
Doğduğumuz gece, hastanede yanımda kayınvalidem kaldı, saatimi kurup 2 saatte bir emziriyordum. Emdikten sonra, ben uyuyor, kayınvalidem eğer bebek huysuzlanırsa ilgileniyordu. Gerçi huysuzlanmadı bile diyebilirim. İlk gecemiz oldukça rahat geçti.
Sonraki günleri ayrıca anlatacağım.
Özetle;
Çocuk istiyorsanız beklemeyin ve harekete geçin,
Normal doğum yapın,
Güveneceğiniz, işini çok iyi bilen, sizi yönlendirecek bir doktor bulun.
Epidural hayat kurtarıyor, eğer benim gibi uzun bir doğum olacaksa, epiduralsiz çok zor...
Yanınızda sürekli duracak bir hemşire veya doğum koçu kesinlikle her şeyi daha kolay hale getiriyor.
Doğum yapacağınız yer ile ilgili B planınız olsun.
9 ay sonra kucağıma aldığım ve her şey için bana muhtaç olan ve bundan sonra benim de onsuz yapamayacağım Sarp oğlum... İyi ki geldin hayatımıza. Seni çok seviyorum...
Sevgimle.
Özge...
Başlıktan da anlaşılacağı üzere bebeğime kavuştum. Artık benim de bir doğum hikayem var :) Buyrun hikayeme...
6 Nisan Cuma akşamı eşimle beraber film izledik. Artan kasılmalarım o akşam daha da sıklaşmıştı. Farkındaydım ama sancı vs olmadığından doğum şüphesi duymadım. Filmimizi izledikten sonra saat 01:00 gibi yattık. Gece saat 03:15 de aniden gelen suyumla uyandım. İlk önce idrarımı tutamadığımı düşündüm, kalktım tuvalete yöneldim, hala suyum geliyordu. Pijamam tamamen ıslanmıştı ve hafif kırmızıydı gelen su. Ayrıca sancım da yoktu. İlk önce ne yapacağımı bilemedim, eşime seslendim, o da bir telaş ve uyku sersemi kalktı, annemi kaldırmasını söyledim. Eşim bir yandan doktorumuzu arıyordu. Doktorumuz ile görüştü ve suyum geldiği için hazırlanıp hastanemiz Medipole gitmemizi söyledi. Kendisi de hastaneyi arayıp bizi tekrar arayacaktı. Aslında duş alıp çıkmak istiyordum ama doktorumuz hazırlanıp çıkın dediği için belden aşağıma su tutup hazırlandım. Hastaneye gidecek o kadar çok şey vardı ki, benim çantam, bebeğin çantası, anakucağı, kapı süsü, bebek şekerleri,fotoğraf makinesi vs vs... Ben hazır kapıda bekliyordum eşim ve annem hala hazır değildi, ve ikisi de benim rahatlığımın tam tersi oldukça panik içindelerdi.
Tam kapıdan çıktık doktorumuz aradı ve Medipol'de yer olmadığını tek yatağın ameliyathanede olduğunu söyledi. Normal şartlar altında bu tür durumlarda birden parlayan ben oldukça sakin davranıp, ne yapmamızı önerdiğini sordum doktorumuza. Ya önce Medipol, sonra farklı bir hastane ya da direk farklı bir hastaneye gidecektik. Evet hastanemizde yer yok ve bizim B planımız yoktu! Doktorum Medicana ya gitmemizi önerdi. Kabul ettik. Ümraniye'de ki Medicanaya yollandık. Hastane kapısından girdiğimizde hastane çok sakindi ve bizi direk doğumhaneye yönlendirdiler. Doktorum Emine Hemşirenin bizi karşılayacağını söylemişti, öyle de oldu. Beni doğumhaneye aldılar ve hemşire muayene etti. 1 cm açıklık vardı, bu arada 10 dk da bir adet sancısı şeklinde ağrılarım başladı. NST ye bağlandım ve 45 dk bebeğimin kalp atışları ve kasılmalarımı izlediler. Her şeyin yolunda olduğu belirlenince odaya alındım. Odada beklemeye başladık. Saat 07:00 gibi doktorum geldi. O da muayene etti açıklık aynıydı. Doktorum bebeğimizi 24 saat içinde doğması gerektiğini, tahmini akşam saat 5-6 arası doğumun olacağını söyledi. Bu da nereden baksanız 12 saatlik bir maraton. Doktorum hiç tereddütsüz epidural yapılmasını önerdi. Çünkü doğum uzun sürecekti, tabi bu da uzun süren sancılar demekti. Ben de tereddütsüz kabul ettim.
Doktorum birkaç saat sonra, Melahat Hemşire nin geleceğini söyleyerek yanımızdan ayrıldı. Melahat Hemşire, -doktorumuzun yanında çalışan hemşire- saat 10:00 gibi geldi ve doğumun sonuna kadar hep yanımda kaldı. Her türlü teknik kontrol, psikolojik destek ile ilgili eksiksiz yardımcı oldu.
Saat 13:30 gibi 4 cm açılmam vardı ve epidural takılma vakti gelmişti. Öncesinde lavman işlemi yapıldı. Çoğu gebe, doğumda büyük tuvaletini yapma endişesi ile yeteri kadar ıkınamıyormuş. Bu nedenle doktorum her gebeye bu işlemi uyguluyormuş. Lavmanın ne olduğuna gelirsek; makattan bağırsaklara bir ilaç veriliyor ve kişinin dışkısını yapmasını ve bağırsakları boşaltması sağlanıyor. Bu işlem de yapıldıktan sonra epidural için anestezi uzmanının yanına gittik. Bir yandan sancılar fazlalaşmış, bir yandan omuriliğime iğne ile giriş yapılıyordu. Oldukça tedirgindim. Yaklaşık 15-20 dk süren -yada bana o kadar uzun geldi- bir işlem sonucunda epidural takıldı. Öncelikle deneme bir doz yapıldı. Bende çok fazla etkisi olmadı, daha sonra yarım doz ağrı kesici yapıldı, bunun da etkisi çok olmadı, ağrılarım artmıştı ve sadece tek bacağımda karıncalanma vardi. Tek bacakta karıncalanma normalmiş ama ağrıların çok azalmaması çok normal değil. Bunun üzerine2. yarım doz yapıldı ve bu defa bacaklarım tamamen uyuştu. Ağrılar regl ağrılarının 2-3 katı şiddetinde ama dayanılabilir şekildeydi. Bu sırada açılma devam ediyordu. Böylece suni sancıya gerek kalmadı. Saat 16:00 civarı artık epiduralın etkisi azalmış, açılma 9cm civarına gelmişti. Sancılar arka arkaya geliyor ve dayanmakta zorluk çekiyordum. Yanımda annem ve eşim, arada arkadaşlarım gelip destek oluyorlardı. En sonunda doğumhane yolu göründü. Bu arada yarım doz daha ilaç yapıldı, bu bir nebze rahatlattı.
Hemşire 8-9cm de ağrıların kasıktan bele doğru kayacağını ve ıkınma isteğini hissedeceğimi söylemişti, aynen dediği gibi oldu. Sancılar çok şiddetli ve belimdeydi. Ikınmak isteği beliriyordu.
Doğumhaneye geldiğimde, eşim elinde fotoğraf makinası ile başucumdaydı. Doktorumuz gelmişti. Sıra ıkınmaya gelmişti. Doktorum hemşirem ve hastane personeli çok destek oldular ve 5-6 ıkınmada bebeğim kucağımdaydı. Ufacıktı, mor renkli, buruşuk yüzlü bir şeydi. O andan daha mutlu olduğum bir an hatırlamıyorum. Karnımda 9 ay taşıdığım bebeğim, artık kucağımdaydı. Bebeğimi gerekli kontroller için içeri götürdüler, o sırada rahimin ve gerekli işlemleri yapılması için doktorum çalışmalara başladı. Bebeğim sadece 2.660 kg dı. Boyu da 49cm. Ufak olduğundan ekstra bir kesim işlemi olmamıştı. Bebeğin sadece kendisinin yaptığı çok ufak yırtıklar dikildi. O sırada, bebeğim babasının kucağında tekrar yanıma geldi. Öptüm, kokladım... Daha sonra beni doğumhanenin yanında, sancı odasına tekrar aldılar. Bebeğimi istedim, 5 dk sonra bebeğim de geldi. Yanımda sadece eşim ve annem vardı. Beni odaya götürmemeleri büyük avantaj oldu. Bebeğimi emzirdim ve sonrasında odaya indik.
Kendimi çok iyi hissediyordum. Oğlumla gelen ziyaretçileri karşıladık ve dünyaya beraber merhaba dedik.
Doğduğumuz gece, hastanede yanımda kayınvalidem kaldı, saatimi kurup 2 saatte bir emziriyordum. Emdikten sonra, ben uyuyor, kayınvalidem eğer bebek huysuzlanırsa ilgileniyordu. Gerçi huysuzlanmadı bile diyebilirim. İlk gecemiz oldukça rahat geçti.
Sonraki günleri ayrıca anlatacağım.
Özetle;
Çocuk istiyorsanız beklemeyin ve harekete geçin,
Normal doğum yapın,
Güveneceğiniz, işini çok iyi bilen, sizi yönlendirecek bir doktor bulun.
Epidural hayat kurtarıyor, eğer benim gibi uzun bir doğum olacaksa, epiduralsiz çok zor...
Yanınızda sürekli duracak bir hemşire veya doğum koçu kesinlikle her şeyi daha kolay hale getiriyor.
Doğum yapacağınız yer ile ilgili B planınız olsun.
9 ay sonra kucağıma aldığım ve her şey için bana muhtaç olan ve bundan sonra benim de onsuz yapamayacağım Sarp oğlum... İyi ki geldin hayatımıza. Seni çok seviyorum...
Sevgimle.
Özge...
2 Nisan 2012 Pazartesi
Gelenekler mi Bilimsel Gerçekler mi????
Hafta sonu, kayınvalidem ve eşimin babaannesi bizdelerdi. Tabi gündem mevcuttaki 2,5 yaşındaki bir torun, Ela'cığımız ve bizim yoldaki torun... Laf lafı açtı ve büyük babaannemiz bebeklerin doğduğunda tuzlandığını anlatmaya başladı. Tabi yeni gelecek toruna da uygulanmaya niyetli olduklarını anında fark ettim. Öncelikle şakayla karışık istemediğimi söylesem de baktım herkes çok ciddi.
Efendim bebek tuzlu suyla yıkanır, 1 gün o şekilde bekletilirse eğer, bir ömür kokmazmış. Tabi konu uzadıkça insanların bu tür şeylere nasıl inandıklarını düşünüp, sinirlerime hakim olmaya çalıştım.
İşin kötüsü anneannem, 10 çocuğunu bu şekilde tuzlamış. Anlayacağınız oğlumun hem anne tarafı hem baba tarafı bebeğimin tuzlanmasını istiyor. Ama ben İSTEMİYORUM. Bir yandan kimseyi kırmak da istemiyorum ama bu durumu bakalım nasıl engelleyebileceğim.
Asıl bomba daha sonra geldi. Bebeklere yeni doğduklarında şekerli su verilirmiş. Bu konuda da kesin olarak asla verilmesini istemediğimi belirttim. Bebeğime sadece anne sütü vereceğim, kısmet olur da sütüm gelir bebeğim de emerse...
Hatta, annemin dediğine göre, bebeklere doğduklarında bir parça tereyağı yedirirlermiş ki midesi sağlam olsun!!
Onlar anlattı, ben de şaşkınlık ve sinir bozukluğu ile onları dinledim. Bir yanda benden büyüklerimin doğruluğuna inandığı ve istediklerini yapmadığımda üzülecekleri gerçeği bir yandan da günümüzün sağlık otoritelerinin yaptığı açıklamalar ve çok sevgili mantığım.
Bakalım daha neler görüp duyacağız.
Sevgimle...
Özge
Efendim bebek tuzlu suyla yıkanır, 1 gün o şekilde bekletilirse eğer, bir ömür kokmazmış. Tabi konu uzadıkça insanların bu tür şeylere nasıl inandıklarını düşünüp, sinirlerime hakim olmaya çalıştım.
İşin kötüsü anneannem, 10 çocuğunu bu şekilde tuzlamış. Anlayacağınız oğlumun hem anne tarafı hem baba tarafı bebeğimin tuzlanmasını istiyor. Ama ben İSTEMİYORUM. Bir yandan kimseyi kırmak da istemiyorum ama bu durumu bakalım nasıl engelleyebileceğim.
Asıl bomba daha sonra geldi. Bebeklere yeni doğduklarında şekerli su verilirmiş. Bu konuda da kesin olarak asla verilmesini istemediğimi belirttim. Bebeğime sadece anne sütü vereceğim, kısmet olur da sütüm gelir bebeğim de emerse...
Hatta, annemin dediğine göre, bebeklere doğduklarında bir parça tereyağı yedirirlermiş ki midesi sağlam olsun!!
Onlar anlattı, ben de şaşkınlık ve sinir bozukluğu ile onları dinledim. Bir yanda benden büyüklerimin doğruluğuna inandığı ve istediklerini yapmadığımda üzülecekleri gerçeği bir yandan da günümüzün sağlık otoritelerinin yaptığı açıklamalar ve çok sevgili mantığım.
Bakalım daha neler görüp duyacağız.
Sevgimle...
Özge
38. hafta...
Herkese merhaba,
38. haftamızın dolmasına 1 gün kala meraklı bekleyiş devam ediyor. Cumartesi günü doktor kontrolümüze gittik. NST maceramız bu defa 20 dk da başarıyla tamamlandı. Bebeğimiz 2.950 gr olmuş. Sanıyoruz ki bir önceki ölçümde biraz az ölçtü doktorumuz, kendisi de aynı yorumu yaptı...
Ben 200gr kilo vermişim, doktor normal dedi. Çünkü artık çok yemek yiyemiyorum, azıcık yesem de doyuyorum ama çabuk acıkıyorum. Az ve sık yemeye başladım.
Bebeğimiz doğum kanalında. Çatı muayenesini de olduk. Doktorum -bilmiyorum rahatlatmak için mi- çok rahat normal doğum yapabileceğimi, hatta hastaneye geldiğimde 7-8 cm açılma bile olabileceğini söyledi. İçim çok rahatladı. Zaten ben de o şekilde olacağını düşünüyordum. Epidural'e bile ihtiyacım kalmayabilirmiş. Doktorum bu konuları kafama kesinlikle takmamamı, beni o zaman yönlendireceğini söyledi. İşini çok iyi bilen bir hekim ve bunu konuşma, davranış, muayenesi ile çok belli ediyor. Bu da bana güven veriyor. Sanırım bir doğum uzmanında olması gereken mutlak özellik bu.
Her zaman söylediği, bebek hareketleri çok önemli, normal olmayan bir durumda hemen doktorumuzu arıyoruz.
Bu arada kalan son bir iki işlerimizi de hallettik, bebeğimizin odasını son haline getirdik. 2+1 evimiz var ve annem bebeğe bakmak için bizde olduğundan, bebeğin odasındaki kanepe ve bebeğin dolabının bir kısmı anneme ait. Gönül isterdi ki daha geniş bir evimiz olsun ve herkes rahat etsin ama şimdilik şartlar bunu gerektiriyor. Bu durum beni biraz rahatsız etse de çok takmamaya çalışıyorum.
Bugünlerde evde vakit geçirmeye çalışıyoruz, ben çok gezmek istiyorum ama doktorumuzun talimatı ile evde dinlenmem gerekiyor bu da beni biraz sıkıyor. Bugün 1-2 saat Kadıköy'de annem ile gezdik ve çok iyi geldi.
Annemin tahminine göre 5-6 Nisan, benim tahminime göre 10-12 Nisan da bebeğimiz gelecek bakalım kim daha yakın tahminde bulunmuş ???
Sevgimle.
Özge...
38. haftamızın dolmasına 1 gün kala meraklı bekleyiş devam ediyor. Cumartesi günü doktor kontrolümüze gittik. NST maceramız bu defa 20 dk da başarıyla tamamlandı. Bebeğimiz 2.950 gr olmuş. Sanıyoruz ki bir önceki ölçümde biraz az ölçtü doktorumuz, kendisi de aynı yorumu yaptı...
Ben 200gr kilo vermişim, doktor normal dedi. Çünkü artık çok yemek yiyemiyorum, azıcık yesem de doyuyorum ama çabuk acıkıyorum. Az ve sık yemeye başladım.
Bebeğimiz doğum kanalında. Çatı muayenesini de olduk. Doktorum -bilmiyorum rahatlatmak için mi- çok rahat normal doğum yapabileceğimi, hatta hastaneye geldiğimde 7-8 cm açılma bile olabileceğini söyledi. İçim çok rahatladı. Zaten ben de o şekilde olacağını düşünüyordum. Epidural'e bile ihtiyacım kalmayabilirmiş. Doktorum bu konuları kafama kesinlikle takmamamı, beni o zaman yönlendireceğini söyledi. İşini çok iyi bilen bir hekim ve bunu konuşma, davranış, muayenesi ile çok belli ediyor. Bu da bana güven veriyor. Sanırım bir doğum uzmanında olması gereken mutlak özellik bu.
Her zaman söylediği, bebek hareketleri çok önemli, normal olmayan bir durumda hemen doktorumuzu arıyoruz.
Bu arada kalan son bir iki işlerimizi de hallettik, bebeğimizin odasını son haline getirdik. 2+1 evimiz var ve annem bebeğe bakmak için bizde olduğundan, bebeğin odasındaki kanepe ve bebeğin dolabının bir kısmı anneme ait. Gönül isterdi ki daha geniş bir evimiz olsun ve herkes rahat etsin ama şimdilik şartlar bunu gerektiriyor. Bu durum beni biraz rahatsız etse de çok takmamaya çalışıyorum.
Bugünlerde evde vakit geçirmeye çalışıyoruz, ben çok gezmek istiyorum ama doktorumuzun talimatı ile evde dinlenmem gerekiyor bu da beni biraz sıkıyor. Bugün 1-2 saat Kadıköy'de annem ile gezdik ve çok iyi geldi.
Annemin tahminine göre 5-6 Nisan, benim tahminime göre 10-12 Nisan da bebeğimiz gelecek bakalım kim daha yakın tahminde bulunmuş ???
Sevgimle.
Özge...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
