25 Şubat 2012 Cumartesi

32. Hafta doktor muayenemiz...

Saat 10:30 itibari ile bebeğimiz ile kavuştuk. 1.900-2.000 kg ağırlığında, 43cm boyuna ulaşmış oğlum. En güzel haber; bebeğim üstüne düşen görevi yapıp kafasını aşağıya yöneltmiş. Yani normal doğuma hazır. Doktorumuz kafası ağır olduğundan yer çekimi sebebiyle artık geri ters dönmesinin çok mümkün olmadığını söyledi... %3 bir ihtimalle dönermiş, ben pek sanmıyorum...


Plesantada kireçlenme olmuş. Bu normal ama erken bir durum... Doktorum ayakta kalmamamı söyledi. Daha fazla dinlenmem gerekiyor. Sanırım işteki tempomu biraz düşüreceğim. 1,3 kg almışım 2 haftada!! Çok fazla !!! Biraz dikkat etmem gerekiyor. Şu anda toplamda 12 kilo aldım. Şimdilik iyi ama bu hızla hiç de iyi değil...Bebeğimiz çok kilolu bir bebek olmayacakmış, 3- 3,5 kilo arası olur dedi doktorumuz...


2-3 gün sonra iş için Ankara'ya gideceğim bu nedenle uçak için doktordan rapor aldım. 32-37 haftalar arasında raporla binilebiliyor uçağa...


Ve işte, bebeğimiz aylar sonra gül yüzünü gösterdi.. O anda o kadar sevdim ki onu, yanımda olsa öpsem koklarsam diye geçti içimden, gözlerim ıslandı.... Buyrun huzurlarınızda kendisi...

Tek cümlelik paylaşım....

Şu an yanımda sadece annemi istiyorum, benim kadar heyecanlı tek kişi o !!!

23 Şubat 2012 Perşembe

Profesyonel Hayatta Hamile Psikolojisi

Bilişim sektöründe çalışan bir anne adayı var karşınızda. İşimiz kurumsal firmaların Bilgi Teknolojileri altyapılarını oluşturmak. Kaynakları daha verimli nasıl kullanırlar, BT yi nasıl yönetirler bu konularda danışmanlık vermeye çalışıyoruz. Benim işim proje geliştirmek ve ilişki yönetmek...

Bundan bir ay öncesine kadar her şey yolunda gidiyordu. Çalışma temposu oldukça fazla olan sektörde sürekli koşturuyordum. Gel gör ki hamile olduğumu hissetmeye başladığımdan beri bir isteksizlik baş gösterir oldu. Sebebi tamamen psikolojik. Çünkü fiziksel olarak hiç bir problemim yok, uyku problemim yok, ağrılarım yok, yok da yok anlayacağınız.

Peki bendeki bu isteksizlik neden? İşte artık ufacık şeyler gözüme batar oldu. Kimsenin kaprisini çekmek istemiyorum. Başarısızlıklar moralimi daha çok bozmaya başladı. Yeni işler için koşturmaya halim yok sanki!! Bebeğimi düşündüğümden olsa gerek her şeyi kafamı takmamaya çalışıyorum, bu da bizim sektörde başarısız olmanıza neden olabilir. Çünkü rahat davranınca, agresif olamıyorsunuz, hırs yapamıyorsunuz.. Keşke bu kadar ile kalsa, asıl beni yaralayan bu durumdan fazlasıyla rahatsız olmam ve psikolojik olarak kendimi bu konuda çok huzursuz hissetmem.Beni en çok yoran bu aslında.

Nereden baksanız daha 5 hafta çalışmam gerekiyor ve bu 5 haftada, bitirilmesi ve oluşturulması gereken yeni projeler var. Ne yapmak lazım ben bilmiyorum, bilen var mı?

Sevgimle,
Özge...

21 Şubat 2012 Salı

Çalışabilir raporu..

Merhaba,
Bugün tam 32. haftamı bitirdim. Artık gidip çalışabilir raporu almanın vaktidir deyip, yola koyuldum. Doktorum, hastaneye bağlı çalışmıyor. Bu nedenle bana iki hastane ismi verdi. Buralardan sorunsuz raporu alabilirsin dedi. Göztepe Şafak ve Central Hospital...Gitmeden Göztepe şafak hastanesini aradım, rapor verebildiklerini, doktordan bir yazı almamın yeterli olduğunu söyledi. Kadın doğum bölümünden bir de randevu aldım. Bugün sabah 09:20 deki randevuma gittim. Doktor beye rapor almak istediğimi söyledim, doktor yazımı da verince sanırım, hiç muayene bile etmeden raporu hazırlayıp verdi. Rapor için ayrıca bir para ödemedim. Özel sigortam olduğundan 15tl muayene ücreti ile raporumu almış oldum. (SGK muayenesi 80 tl imiş)

Raporu insan kaynakları biririmimize teslim ettim. 37. haftada aynı hastaneye gidip, iş görmez raporumu almam gerekecek.

Bir arkadaşım yakın diye Zeynep Kamil'e gitmişti. Orası vizite kağıdı istemiş... Ne olur ne olmaz, şirketinizden vizite kağıdı alıp yanınızda bulundurmanızda fayda var.

Not: Medipol hastanesi doktorunuz oranın doktoru değilse rapor vermiyor, bilgilerinize...

Sevgimle,
Özge...

18 Şubat 2012 Cumartesi

32. haftamızı dolduruken...

Merhaba,

Saatler 22:46 yı gösterirken yazmaya başlamadan az önce 1 dilim mozaik pasta ve 1 büyük bardak sütü mideye götürmüş bir anne adayı var karşınızda. Bu hafta içinde artık akşam 22:00-23:00 arası acıkmaya başlıyorum. Bunun akşam yediklerimin azalmasıyla vs alakası yok. Artık bebeğim daha çok büyümek istiyor ve kaynakları daha hızlı tüketiyor. Şimdi anlıyorum neden son aylar daha çok kilo alınır deniliyor. Bu öğünleri; süt ve meyve ile minimum kalori ile bitirmem gerekiyor. Yoksa kiloların sonu hiç hayırlı değil...  

Bebeğimin son bir haftadır hareketleri bile değişti, tekmeler yerini içeride sert hareketlere bıraktı. Karnım şekilden şekile giriyor ve bazen canım acıyor. Bu hareketler şiddetlenerek devam edecekse, araba kullanırken ve uyurken beni baya etkileyeceğe benziyor.

Bugün bebeğimizin mobilya takımının siparişini verdik. Doğuma 8  hafta kaldı. 4-5 haftada mobilya gelse, 1-2 haftada havalansa tam zamanı gibi duruyor. Modoko'dan siparişimizi verdik. Ben tercihimi 5-6 yaşa kadar kullanılabilecek yönde yaptım. Yani 1.20 genişliğinde iki kapılı bir dolap, iç ölçüleri 80-140 (büyümeyen) yatak olarak. Şifonyer almadık, eğer ihtiyaç olursa sonradan almayı düşünüyorum. Bunlarla beraber yatak, uyku seti, halı (1m-1,5m) ve tavan lambasının siparişini de aynı yere verdik. Son saydıklarım ile mobilyaların kulpları aynı modelde ve tren şeklinde. Aslında aklımızda hep denizci motifleri vardı ama bunu görünce pek bir hoşumuza gitti. Bunların tamamını 2.250TL ye anlaştık. İyi fiyat pazarlığı yaptığımızı düşünüyorum. Mobilyalar ve diğer eşyalar oldukça kaliteli duruyor. Umarım teslimatta sıkıntı yaşamayız.

Bugün bebek için aldığım kıyafetlerin bir listesini çıkardım. Bebeğin kilosu belli olduğunda duruma göre 1-2 şey daha almam gerekecek. Onun dışında hafta içi bir gün işten izin alıp, Eminönündeki pasajları gezmek istiyorum. Kalan bebek eşyaları ile bebek şekerlerini de oradan almayı planlıyorum.

Bebek bakım malzemeleri ve anne bakım malzemelerinde hangi markayı tercih edeceğim konusunda çok kararsızım. İnternetten yaptığım araştırmalara göre her marka, her bebekte farklı etkiler gösteriyor. Sanırım chicco veya sebamed tercih edeceğim...

Sahi bu hafta içinde doktora gidip çalışabilir raporu almam gerekiyor.  Raporu aldığımda ayrıca detayları size aktaracağım...

Sevgimle
Özge...

12 Şubat 2012 Pazar

Baba olmak...

Aslında bu tarz bir başlığı benim değil de eşimin atması gerekiyor. Anne adayı olarak şimdi size bir baba adayı ile ilgili gözlemlerimi paylaşmak istiyorum.
Aslında bunu yazmaya dün eşimle aramızda geçen diyalog sebep oldu... Buna geleceğim...

31. haftasını bitirmek üzere olan bir anne adayı olarak, hamileliğim çok rahat geçti. Genelde ilk 3 ay görülen  bulantı, uyku, mide ağrıları vs hiçbirini yaşamadım. 20. haftaya kadar hamile olduğum bile belli olmuyordu. Biraz biraz göbeğim belirginleştiğinde az da olsa hamile gibi hissetmeye başladım kendimi. Son iki haftadır artık kendimi hamile gibi hissediyorum. Uzun süre ayakta kalamıyorum, ayakta kaldığım zaman karnımda kasılmalar oluyor. Koltukta aynı pozisyonda uzun süre oturamıyor veya yatamıyorum. Sürekli pozisyon değiştirmem gerekiyor. Eğilip yerden bir şeyleri alamıyorum göbeğim engelliyor, nefes alırken bazen zorlanıyorum bebeğim çok yukarıda olmuş olabiliyor...

Bu geçen zaman içerisinde, ben 17. haftada ilk bebeğimin tekmesini hissettiğimde anne olacağımı, eşim de 18 ya da 19. haftada eliyle bebeğimizin ilk tekmesini hissettiğinde baba alacağını anladı. Bu zamandan beri her akşam eve "nasılsınız bakalım" diye girişi ve gelip hem beni hem göbeğimi öpüşü ile aslında bu süreçte benimle olduğunu belli etti. Eve geldiğimde enerjim varsa yemek hazırlıyorsam, sofrayı eşim topluyor. Ihlamur, çay gibi keyif zamanlarımızı düzenliyor... Enerjim olmadığı zamanlarda, işten gelir gelmez mutfağa girip bir şeyler hazırlıyor ve afiyetle yiyoruz. Haftada bir temizlik yapıyoruz, pardon yapıyor... Yerler süpürülüyor, ben vileda ile yavaş yavaş silmeye çalışıyorum, eşim yetişiyor o tamamlıyor yer silme seansını. Banyoyu temizlerken ben de toz alıyorum... Ona kalsa sadece toz almam yeterli ama içim rahat etmiyor.

Bu olayları dün yaşadık, akşama karı koca arkadaşlarımız gelecekti. Balık yapmaya karar verdik, gidip balıklarımızı ve gerekli bir iki şeyi aldık marketten. Eve geldiğimizde mutfakta aldıklarımızı yerleştirmeye çalışıyor, marul maydanoz yıkamaya niyetlenirken, eşim apar topar yolladı içeri. O halledermiş. Yarım saat geçmişti ki mutfağa gittiğimde her şey bitmiş, balıkları temizlemeye başlamış bile. Ben de oturdum masanın başına salatayı yaptım, bir iki hazır meze hazırlayıp tekrar yoğun ısrar üzerine salona döndüm. Arkadaşlarımız geldi, balıkları eşim pişirdi, sofraya hazırladıklarımız getirdik ve yedik içtik... Sofrayı topladığımızda mutfağa hiç dokunamadım ki normalde misafir bile olsa en azından makinaya koyarım tüm bulaşığı... Yorulmuştum,  karnım sertleşmiş ve ayakta kalmamı istemiyordu bedenim. Arkadaşlar gittikten sonra, bu duruma rağmen mutfağı toplamayı teklif ettiğim eşim ben halledeceğim diyerek yarım saatte her yeri tertemiz yapıp geldi...

Bir ara yanına gittiğimde, çok çalıştın, çok yoruldun canım diyerek yanağına bir öpücük kondurduğumda cevap şu oldu. "Sen de içeride çalışıyorsun canım..." Her şeye değen bu cümleden sonra gelen cümle de " sakın sonra oğlumuzu tek başıma doğurdum deme..." oldu şakayla karışık. Evet haklıydı, bebeği 9 ay karnımda taşıyor olmam, onu benim doğurduğum anlamına gelmiyor. Arka planda yapmam gerek çoğu şeyi yapan, bana ve bebeğime sürekli ilgi gösteren bir koca vardı ve bunlar olmasa bebeğim için geçen 9 ay, 19 ay gibi gelebilirdi... 

Bu sıralar izlediğim Gürse Birsel'in dizisinden bir alıntı ile sonlandırmak istiyorum. Emeğine sağlık kocacığım!

Sevgimle,
Özge, 

31 Haftaya girerken...

Dün sabah 09:30 da bebeğimizle randevumuz vardı, saat 8:00 de heyecan ile kalktım. Kahvaltı hazırladım ve eşimle kahvaltımızı yaptık. En son doktor kontrolümüzde sadece poposunu ve muntazam omuriliğini gösteren oğlumdan bu kontrolde gül yüzünü göstermesini istiyordum..

Kahvaltıdan sonra 2 çay kaşığı nutellayı da ağzıma attıktan sonra önce idrar kültürü test sonucu için hastaneye, daha sonra da doktorumuza doğru yola düştük. İdrar kültürü temiz çıkmış, neyse ki umduğum başıma gelmedi. Çünkü internette araştırdığımda böbrek iltihaplanmasına kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyormuş. Yolda giderken uykuya dalana bebeğimi uyandırmak için kontrole girmeden önce bir çikolatalı gofret ile daha kandırmaya çalıştık ama çok etkili olduğunu söyleyemem. 64,7kg olarak 11.kg mu almış bulunuyorum. doktorum her ne kadar normal dese de ben hedeflenenin 2 kilo önünde gidiyorum. Oysa ki son kontrole göre 2 kilo almışım ve bebek de yarım kilo almış. 1,5 kg olan oğlumuz artık kocaman desem yeri var... 

Sevgili doktorumuz, bundan sonra üç şeye önem vermem için sıkı sıkı tembihledi. İlki dinlenme.. Uzun süre ayakta kalmamamı, eğer mümkünse günde 3 defa, sabah öğlen akşam yarım saat sol tarafıma yatarak dinlenmem gerektiğini söyledi. Diğer bir konu da beslenme, bu 31-34 haftalar arası bebeğin en hızlı kilo aldığı, en çok beslendiği haftalarmış. Bu nedenle yediklerime çok dikkat etmem gerekiyor.  Üçüncü konu ise, artık pimpiriklenme zamanı. 30. haftadan sonra bebeğin doğumu halinde yaşama oranı çok yüksek olduğundan, herhangi bir sorunda doktora başvurmak gerekiyor. Bebeğin hareketlerini sürekli izlemem ve eğer hareketlerde normal dışı bir durum olursa doktora gitmem gerekiyor. Bebeğim göbeğimin sağ tarafına yerleşmiş olup şu anda ters yanı başı yukarıda duruyor. Umutla döneceği günü bekliyorum... Bundan sonra 2 haftada bir olacak kontrollerimiz. Çok mutluyum...

Bizim doktorumuz, her türlü konuda çok detaylı bilgi veren, sorularımızı asla geçiştirmeyen bir kişi. Bu da benim için çok iyi... Ancak bir konuda bu kadar bilginin gereksiz olduğunu düşünüyorum. O da bebeğin dış görünümü, kime benzediği, kafasının, burnunun ağzının nasıl olduğu ile ilgili bence çok yorum yapılmamalı. Babayı bilmiyorum ama anneyi etkileyebiliyor. Çünkü her ay bir şey değişiyor, ve hayal ettiğiniz bebek her ay buna paralel değişiyor. Neyse doğumda görelim...

2 hafta sonra doktor kontrolumuzde görüşmek üzere :)

Sevgimle
Özge