Şöyle bir düşünelim, 21 yaşında üniversiteden mezun olup
çalışmaya başladım, biricik kocamla tanıştım, 25 yaşında evlendim, 26 yaşında
hamile kaldım ve 27 yaşında bir oğlum oldu. Şimdi evdeyim ve oğluma bakıyorum.
5. Ayımızı tamamladığımızda işe geri döneceğim. Bundan sonra hem iş hem çocuk
olacak hayatım. Eskiden yorgun argın eve gelmelerin üzerine bir de bebeyle
ilgilenme, uyutma oynama, besleme, sevme,
sabır gösterme gibi şeyler eklenecek. Şikayetçi miyim? Hayır! En başından
her şeyin zor olacağına ama bir o kadar keyifli olacağına kendimi hazırlamıştım
çünkü. Evet insan kendini bebek için hazır hissetmeli. Yoksa mutsuz olan çok
kişi gördüm. Ya da bebeğini doğurup anneye babaya bakıcıya bırakıp, sadece
doğurmakla kalan çok anne gördüm. Onlardan olmayalım (yın!) lütfen.
1-2 ay öncesine kadar işin i sini bile duymak istemiyordum
her şey fani geliyordu, tek dünya bebeğimdi. Artık o dünyadan çıkmaya başladım
sanırım. Sosyal hayatımı, iş hayatımı, arkadaşlarımı özledim. İnsanın tek
odağının olması zor. Tek iş, tek ev, tek çocuk… örnek; sadece ev kadını, ya da
iş kolik… Hepsini yapmak istiyorum. Hem
fiziksel hem de psikolojik olarak buna hazırım. Hazır olmadan istemeden
başlamamak lazım işe,bebeği bırakmamak lazım.
Biliyorum ki işte aklım bebeğimde
olacak, bir yandan işlere yetişmeye çalışırken bir yandan onun için sağlıklı
beslenmeye, süt sağmaya vs. çalışacağım. Kolay değil zor ama artık biraz dış
dünyaya karışsam fena olmayacak.
Bu arada geçtiğimiz günlerde internet anneleri tarafından başlatılan doğum izninin uzatılması kampanyası ses getirdi. 4 ay olan doğum izni 6 aya çıkıyor. Az ama buna da şükür diyelim. Ayrıca devlet çalışan annelere kreş parası verecekmiş. Güzel uygulamalar bunlar. Bir an önce hayata geçmesi dileklerimle. Ha bize de geriye dönük 2 aylık iznimizi verirler mi acaba :)
Sevgimle.
Özge…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder