22 Ekim 2012 Pazartesi

Yarı yaşımız hayırlı uğurlu olsun!

Evet Sarp tam 6 aylık oldu. Zaman nasıl geçer diye başladığımız hikayede tam yarı yıl doldu. Her şey o kadar keyifli ve eğitici geçiyor ki. Evet Sarp ile hayat mükemmel. Her gün yeni bir şey öğreniyor. Her gün bana yeni bir şey öğretiyor. Gözlerimin önünde kendi dilince konuşuyor,yuvarlanıyor, ağlıyor.. Ama en güzeli taa gözlerimin içine bakıp bana gülüyor.

6. ayımızı da sadece anne sütü ile tamamladık. 450 gr alan, 2,5 cm uzayan Sarp artık 8,5 kilo, 68 cm. Her şey yolunda. Doktorumuz artık ek gıdalara başlayabileceğimizi söyledi. Sabah ev yapımı yoğurt, öğleden sonra sebze çorbası, akşam da meyve püresi verecekmişiz. Bana biraz ağır gelen bu menü ile ilgili deneyimleri paylaşacağım.
Şimdiye kadar tek bir gıdayı 3 gün boyunca verip eğer reaksiyon göstermiyorsa başka gıdalar ekleyerek devam edilmesi gerektiğini okumuştum.

Ana öğün hala anne sütü. Bu bir ay vereceğimiz katı besinler sadece mideyi alıştırma çalışmaları. Ek gıdalar ile ilgili ayrı bir yazım olacak burada detaya girmiyorum.

6 aylık Sarp neler yapabiliyor?

*Ayaklarını keşfetti, yakalıyor, çorap varsa çorabını çekiştirip çıkarıyor yoksa ayak parmaklarını yiyor.
*6. ayın dolmasına 10 gün kala yuvarlanmaya başladı. Sırtüstü durumdan yüzüstü duruma geçiyor. İlk anneannesi gördü ben işteyken. Odasındaki perdeye ulaşmak için poposunu devirebilmiş. Perde aşkına anlayacağınız :)
* Dolayısı ile yatarken kendi kendine sağa veya sola dönüyor. Henüz yüzüstü uyumanın zevkini keşfedemedi.
*Artık desteksiz oturabiliyor. Sağa sola uzandığında devriliyor ama olduğu yerde çok güzel oturup oyuncakları ile oynuyor.
*Henüz dişimiz yok. Ama elimiz sürekli ağzımızda kaşıyoruz. Salyalarımız her yerde.
*Ufacıkken ayaklarının üzerine basan Sarp Bey'i her gün az az yürütüyoruz. Çok hoşuna gidiyor.
*Kendi kendine konuşmalar devam.
*Uyku düzenimizde sıkıntı yok şimdilik. Maşallah diyerek bu şekilde devam etmesini umuyoruz.

Şimdilik bu kadar. Zaman çabuk geçiyor ve oğlum çok hızlı büyüyor....

Sevgimle.
Özge...

20 Eylül 2012 Perşembe

İşe başlayan bir garip anne...

1 aydı, 3 aydı, 5 aydı derken zaman geçip gitti. Ramazanı geçirdik, şeker bayramımızı kutladık ve tatilimizi yaptıktan sonra artık çalışma zamanı geldi.
 
4 Eylül Salı günü annem ve babam Eskişehir'den geldi. 6 Eylül Perşembe de iş başı yaptım. Saat 06:45 de uyanıp, Sarp'ı emzirdim, kalan sütü sağarak boşalttım. Tabi bir gün önceden dolaptaki stok sütlerden bir poşet çıkardık. Hazırlanıp evden ayrıldım. Ne yalan söyleyeyim çok zor olmadı. Çünkü Sarp uyumlu bir bebek. Dolaptaki sütleri emiyor, biberon ile ilgili sıkıntımız yok, uyku düzenimiz oluştu. Annem yalnız değil yanında babam var. Tüm bunların iç rahatlığıyla çok stresli olmayan bir iş gününe başladım. Ne zaman ki annem aradı pompanın bir parçasını evde unuttuğumu söyledi anladım ki aklımın bir kısmını evde bırakmışım :) Saat 11:00 gibi mecbur eve gitmek zorunda kaldım. Gittim bebeyi emzirdim, kalan sütü yine sağdım ve pompayı bütün halde alarak işe döndüm.
Öğleden sonra da 2 kez sütümü sağdım. İdari işler sorumlumuzun dolabında sakladığım sütleri akşam eve getirdim.
 
İlk gün hiç bir sorun çıkmamış, uykusunu uyumuş, sütünü içmişti. İçim daha da rahatlamıştı. Diğer günler de benzer şekilde devam etti. Eğer tüm gün ofisteysem saat 10:30, 13:30, 16:30 da olacak şekilde 3 defa süt sağıyorum. Bazen az geliyor süt bazen çok... Az geldiğinde açıyorum oğlumun videolarını izliyorum telefondan. Bence işe yarıyor hormonlar hareketleniyor :) İlk 1-2 gün bunu da taktım kafaya ama sonra geçti. Annem sağdığım kadarını veriyor eksik kalırsa dolaptaki stok sütlerden veriyor. Hatta şimdi sağdığım sütün bir kısmını içiriyor kalanını buzluğa koyuyor. bebeye de dolapta ki eski sütlerden çözdürüp veriyoruz. Çünkü sütlerin süresi geçmek üzere, hala 1. ayımızda sağdığım sütler var dolapta...
 
En zorlandığım üç konuya gelirsek;
 
İlki hiç bir kıyafetim olmuyor. Acil alışveriş yapmam lazım. 1-2 pantolon ve 1-2 gömlek-bluz dışında hiçbir şey olmuyor üstüme. Meğer ne cılızmışım doğumdan önce. Hayır şu anki kilomdan oldukça memnunum ama bu kıyafetsizlik beni çok yoruyor!
 
İkincisi, işim gereği dışarıda olmam gerekiyor. Dışarıda olduğumda süt sağmak çok zor. Toplantı saatlerini denk getirmek,  İstanbul trafiğini yenip ofise gelebilmek, ya da bebek odası olan bir alışveriş merkezi bulup süt sağmak hepsi çok zor. Hatta çoğu bebek odasında priz yok. Sağılan sütlerin dolaba yetiştirilmesi daha da zor. Şimdilik bir tane bardak termos aldım. Sütü sağıp süt saklama poşeti ile içine koyuyorum, kenarlarına buz takviyesi yaparak ısınmasını engelliyorum. Neyse ki havalar yavaş yavaş serinlemeye başladı. Ofiste sağdığım sütleri şimdiye kadar süt saklama poşetlerine koyup eve getirdim. Ama baktım ki bu şekilde poşetle başa çıkmak çok zor. Avent'in Via kaplarından aldım, bugün geldiler. Daha kullanışlı ve ekonomik olacağını düşünüyorum.

Ve sonuncusu da, bebenin 5 dakikada yaptığı emme işini pompa ile yarım saatte yapmak. Günde 3 defa sağdığımı düşünürsek 1,5 saat eder. Beni işten atmazlarsa iyidir! Neyse ki müdürüm benden 4 ay önce doğum yaptı da halimden anlıyor!

İşte böyle iki haftayı geçirdim. Cuma günü evdeyim süt iznim var. Pek güzel, zaten hep derdim dört gün çalışalım üç gün tatil olsun diye gayet iyi oluyormuş :)

Bakalım bundan sonra neler yaşayacağız...

Buyrun bu da işin ilk günü oğlumdan ayrılmadan önce...

Neyse ki anneannesinin kucağında beni yolcu ederken, ben ona gülümsediğim de o da bana gülümsüyor ve o şekilde ayrılıyoruz. Bunun bir de ağlayarak ayrılma zamanları var değil mi!!

5 Aylık olduk!

Aslında bu başlık neredeyse 2 hafta gecikmeli atıldı. Bunda tatilden gelmemizin, benim hemen akabinde işe başlamam ve işe adaptasyon sürecinde yaşadığım yoğunluk ve yorgunluğun etkisi var.
Bu sebepten ötürü kendime kızgın, bloğuma göz atanlara da suçluluk duygularımla yazıma başlıyorum.

Tabi ki de ilk olarak doktor kontrolümüzden bahsedelim. Bu ayki kilo alımımız son 4 aya göre biraz düşük. Toplamda 630gr alan bebe 7.950 gr ile 5. ayını tamamladı. Boyu da yaklaşık 1,5 cm uzayarak 64,8 cm olarak tarihe geçti.  Kilo olarak 1 ay önde, boy olarak tam ayımızdayız. Anne sütü devam. Ek olarak annemin ısrarlarına rağmen doktorumuzun da net ifadesiyle ek hiçbir şey vermiyoruz. Dişini kaşıma için sert meyve ve sebzeler verilebilir.

Geçtiğimiz ayda neler yaptık?

Yüzüstü yatarken 90 derece sürünerek yön değiştirdi.
Kendi kendine mırıl mırıl inler halde uyumayı huy edindi.
Eğer isterse akşam saat 20:00-21:00 arası uyuduğunda, 23:00 deki uyku öğününden sonra sabah 06:00 ya kadar uyuyabileceğini gördük.
Eskiden çıkardığı agu seslerinin yerini  farklı sesli harfleri sıralayarak bağırmak aldı.
5-10 saniyelik gülmeler, 1 dakika kadar kahkaha atarak gülmelere döndü.

5. ayımızı da bu şekilde tamamladık. Çok hızlı büyüyor. Zaman nasıl geçiyor farkında bile değilim.
İşe başladığım için annem geldi yanımıza ve ben bebeğimin her anını göremeyeceğim için 6. ayımıza biraz buruk başladım.

Sevgimle
Özge...

Bebekle tatil...

Hamile olduğumu öğrendiğimde Ağustos ayıydı. Yeni tatilden gelmiştik. Tabi ki herkes gibi tatil biter bitmez bir sonra ki tatilin hayallerini kurmaya başladık. Tabi bu defa 2 kişilik değil 3 kişilik hatta 4 kişilik bir tatil hayaliydi bu. Ben kocam bebeğimiz ve anneanne ya da babaanne. Etrafımızdaki çoğu kişi 3-4 aylık bebekle tatilin zor olacağını söylüyordu. Oysa ki benim içimden hep tam tersi geçiyordu. Çok güzel bir tatil yapacağımız ve bebeğimizin bize sorun çıkarmayacağını düşünüyordum. Düşündüğüm gibi de oldu.

Tabi ki de bebeğimizin nasıl bir durumda olacağını kestiremiyorduk. Huzurlu bir bebek mi yoksa yaramaz mız mız bir bebek mi? İkinci seçenek olursa tatil planlarımızı bir sonraki seneye erteleyecektik. Bu sebeple erken rezervasyon yaptırmadık ve durumu bekleyip görmeye karar verdik.

Sarp Bey hayatımıza girdiğinde her şey gayet yolundaydı. Uyumlu bir bebek olan oğlumuz yabancı bilmiyor, uyuyor ve en önemlisi emiyordu.

Hem bebeğin biraz büyümesi için hem de havaların biraz serinlemesi için yazın son aylarını bekledik ve Ağustos un son haftası Bodrum'a gitmeye karar verdik. Babaannemiz bize eşlik edecekti. Seçeceğimiz otel için tek kriterim denize yakın olması yönünde idi. Öyle de oldu. Hem yolculukta hem de gittiğimiz yerde rahat etmemiz için arabayla gitmeyi tercih ettik. Eşimin rahat araba kullanması için sabah 6-7 arası yola çıktık. Sarp Bey kah uyur kah uyanık, kah kendi dilinde konuşur halde yolculuğumuz devam etti. Emmesi için mola verdiğimizde kendi ihtiyaçlarımızı karşıladık. Yolculuk biraz uzun sürdü tabi böyle olunca, Artık son 1 saat bizimkisi ana kucağında oturmak bile istemedi.

Otelimize vardığımızda hepimiz duşumuzu aldık ve yemek yemeye gittik. Tabi sürekli kendi küvetinde yıkadığımız bebeyi küvetsiz yıkamak oldukça zor oldu. Hatta tatilin en zor anları diyebilirim. Genelde ağlayarak sonlandı banyo seansları.

Nedense hiç aklıma gelmemişti bu bebe akşam 8-9 arası uyuyor, ee kim başında bekleyecek. Tatile geldik , tatil yerinde otel odasında durulur mu hiç! Durulmaz, bebe gece öğününe kadar pusette uyutulur :) Saat 11-12 gibi ailecek odaya gidilir. Otelin verdiği park yatak hiç kullanışlı değildi, biz de bir yedek yatak istedik ve bebeyi orada yatırdık. Çok daha rahat oldu.

Sabah 7-8 arası uyanan bebe ile erkenden kahvaltıya gidilir, sabah uykusuna kadar kahvaltı yapılır, sahilde su sesi eşliğinde sabah uykusu geçirilir. Normalde 1-2 saat arası uyuyan bebe ana kucağında 45 dakika uyur ama olsun. Uyumadan önce sürülen Mustela güneş kremi tekrar uygulanır ve saat 12:00 ye kadar sahilde ailecek zaman geçirilir. Öğle yemeği yenir ve öğlen uykusu için odanın yolu tutulur. Öğleden sonra nöbetleşe odada kalınarak sahilin ve denizin tadı çıkarılır. Saat 17:00 den sonra bebeyle denize gidilir. Akşam kestirmesi de yorucu geçen 5 dakikalık (!) yüzme seansından sonra yine sahilde dalga sesleri eşliğinde yapılır.

Tabi ki de bebe denize sokulur. Gitmeden alığımız swimtrainer simit ile yüzme çalışmaları yapılır ve ilk günler suda ağlayan bebe diğer günler gülücükler eşliğinde suyun tadını çıkarır. Bıraksan badi ayaklarını çırpa çırpa yüzüp gidecek :) 

Bir gece yanımızdan ayırmadığımız pompamız ile süt sağılır ve ertesi gece koca ile Bodrum gecelerine akılır. Bebe babaanneye emanet !

Hava değişikliğinden olsa gerek 4-5 gün kakasını yapmayan oğlum dönüş yolunda bu greve son verdi ve her bir durakta alt değiştirme seansları yapmak durumunda kaldık.

Keza dönüş de biraz zor geçti. Ana kucağında durmak istemeyen bebe yüzünden sık sık mola vermek durumunda kaldık.

Sonuç olarak bebeyle tatil ayrı keyifli.

Döndüğümüzde her şey kaldığı yerden devam etti. Düzenimiz bozulmadı.

Bolca pusette hafif sallantı ile uyuyan bebe, tekrar yatakta pış pışla uyur mu endişeleri yersiz çıktı.
Güneş çarpması, üşütme endişeleri yersiz çıktı.
Huysuzlanır tatilin tadı kaçar mı endişeleri yersiz çıktı.

Tabi bunda;
Sarp'ın anne sütünden başka bir besin almamasının verdiği kolaylık ve pratiklik
Bebenin düzeni bozulur diye kendimizi yıpratmak yerine herşeyi akışına bırakmak
Yanımızda dördüncü bir kişinin olması

gibi etkenlerin çok büyük etkisi var.

Anlayacağınız bir haftalık tatilden hepimiz mutlu mesut döndük.

Bir sonraki tatil geeeeel gellll :)
Not: 2. tatilimizi dağda kayak olarak yapmayı, bu defa da sıcaklar yüzünden ilk maceramızda kandıramadığımız anneanneyi yanımızda götürmeyi planlıyoruz.

Sevgimle,
Özge

18 Ağustos 2012 Cumartesi

El yapımı wrap sling...

Hamile olduğumu öğrendiğimde başlamıştım internetten sürekli bir şeyler araştırmaya. Gebelik, doğum, bebek... Ne varsa okuyordum. Tabi en çok blogları...

En çok ilgimi çeken slingler olmuştu. Hani şu kanguru diye bildiğimiz türden ama çok farklı. Kangurudaki gibi bebeğin bacakları aşağıya sarkmıyor. Cenin pozisyonunda yukarıya doğru. Çok kafama yatmıştı.

Anne karnından sonra 4. trimester olarak bilinen ilk 3 ay bebek için en konforlu yer. Henüz hayata adapte olmaya çalışırken, kendini anne karnında hissettiği yer... Bebeği sımsıkı saran bir bez, bebeğin karnı annenin göğsünde, burnunda annenin kokusu. Daha ne olsun! Hemen youtube den videoları araştırdım ve annemi aradım. Bana hemen bir sling dikmeliydi. Gördüğüm oydu ki, alt üstü bir kumaş parçası vücuduna özel bir yöntemle doluyordun. İçine de bebek.
Annem uygun kumaşı bulmuş, bir güzel dikmiş.

Gelelim kullanıma. Bebeğim küçük doğduğundan (aslında tam tersi bebek ne kadar ufak doğarsa o kadar zor adapte oluyor yeni dünyaya bu nedenle slingde daha rahat ediyor) ben çok cesaret edemedim slingde taşımaya. 2 aylık olduğunda bir kaç denememiz oldu, kısa mesafeli... Ama bizim bıdık biraz hareketli olduğundan sıkıldı slingin içinde ( ilk 3 ay pozisyonu biraz farklı, eller ayaklar içeride) Durmak istemedi. Ben de çok ısrar etmedim. Ta ki bu vakte kadar. Artık 7,5 kiloluk Sarp slinge giriyor ve etrafı izlemeye bayılıyor.Malum ilk zamanlar etrafla pek alakası yoktu :)

En çok ne için mi kullanıyorum? Uyku düzenimizden bahsetmiştim. Akşam 20:30 da uyuyor bizimki. Ondan önceki son uykusu 17:00 - 18:00 civarında tamamlanınca 20:00 ye kadar bizimkisini oyalamak marifet istiyor. Arada bir uyku, akşam uykusunu etkileyecek, uyutmayınca da sürekli mız mız sürekli kucak istiyor. Ben de 18:30 civarı sarıyorum slingi atıyorum bıdığı içine 1 saat mahallede turlamaca. Sarp hem etrafı izliyor hem de arada kestiriyor. 10-15 dk uyku ona çok iyi geliyor. Böylece o arayı geçirmiş oluyor. Ben de bahane ile hava almış, yürüyüş yapmış oluyorum.

Şimdi taze anne adaylarına ve taze annelere yol göstermesi açısından bir video hazırladım. Buyrun :)

Not: Yeni doğan bebeğin slingde taşınması farklı. Lütfen onun için youtube u inceleyin...




Sevgimle...

Özge

13 Ağustos 2012 Pazartesi

4 aylık olduk...


Merhaba,

7 Ağustos itibari ile 4 aylık olduk... Tabi ilk işimiz doktor kontrolümüz ve aşılarımızı yaptırmak oldu. Sabahtan doktor kontrolümüze gittik. Her şey yolundaydı. Geçtiğimiz bir ayda 1 kilo almış, 7300 kg olmuş; boyumuz da 63cm olmuştu. Tabi bu durum beni oldukça rahatlattı. Çünkü bizim bıdık son 3 haftadır, günde 2-3 kez kaka yaparken bir anda gün aşırı yapmaya başlamıştı. Ayrıca emme işini de 3-4 dakikaya indirmişti. Emmeye başladıktan 3-4 dk sonra memeyi bırakıyordu. Tabi endişeleniyordum, doyuyor mu, acaba süt mü yok da içmiyor diye. ( Bu arada çişlerimiz normaldi günde 4-5 bez değiştiriyorduk. )Ama kilo alımı oldukça iyi olduğundan bunun problem olmadığını anlamış olduk.

Doktorumuza aklıma takılan soruları sormak için notlarımı almıştım. Bunlardan biri de etrafımdan sürekli gelen şunun suyu bunun suyunu verelim çocuğa baskılarını doktora sormaktı. Malum artık bebe 4 aylık olmuştu, yavaş yavaş farklı şeyleri taddırmak gerekiyordu (!) Sonuna kadar mücadele edip hiç bir şey vermemiştim. Doktorum da beni destekledi. Şu anda istediğimiz tek şey anne sütü emmesi dedi. Zaten 6. aydan sonra anne sütü yeterli olmayacak ve ek gıdalara geçecektik. Önümüzdeki 2 ay da eğer kilo alımı normal giderse anne sütünden başka bir şey vermeyecektik.

Doktorumuz kafa büyüklüğünün biraz önden gittiğini söyledi. Önlem olarak Kranial ultrason istedi. Bugün çektirdik ve her şeyin normal olduğunu öğrenip içimiz rahatladı. Bu beyindeki damarlarda genişleme olup olmadığını görmek amaçlı çekilen yaklaşık 3-4 dakikalık bir işlem. (Medipol' de 157 TL ye çekiyorlar)

Doktor muayenemizden sonra aşımızı olmak için sağlık ocağına gittik. Aşımızı olduk ve evimize döndük. Eve geldikten 1-2 saat sonra bizim bıdık huzursuzlaşmaya başladı ve hiç ağlamayan oğlum tam 3 saat boyunca sürekli ağladı. Ne yapsam susmadı, emmek bile istemedi. Arada çok yorulup sızıyordu ama yine ağlayarak uyanıyordu. Ateşi çok yükselmemişti ama 38 e yaklaşmıştı. Koltuk altlarına sirkeli su ile kompres yaptım. Biraz düştü ateşi. 3 saatin sonunda sakinleşmişti. Anladım ki ağlayan bebek çok zor. İnsanın yüreği parçalanıyor. Hiç bir şey yapamıyorsunuz. Elinizden bir şey gelmiyor.O akşam uyanmadan uyuyan çocuk ara ara uyanarak geceyi geçirdi. Ben de 2-3 saatte bir ateşini ölçtüm neyse ki daha fazla yükselmedi. Ertesi gün de biraz huzursuz olmakla beraber 3. günümüzde kendimize gelmiştik.

4. ay itibari ile demir için ilaç kullanmaya başladık. Bizimkisi hiç sevmedi, ağzına alır almaz yarısını püskürtüyor. Doktorumuz az az verin yavaş yavaş miktarını arttırın dedi. Kilo başına bir damla vermek gerekiyor normal şartlarda. Meyve suyu veren anneler bu suya karıştırarak veriyormuş.

Bu ay itibari ile neler yapabiliyoruz;
* Artık cisimlere uzanıyoruz tutuyoruz çekiyoruz.
* Kahkaha atıyoruz.
* Koltuğa tutunarak ayakta durabiliyoruz. Yürümeye biraz meraklıyız sanırım.
* Gündüz uyku geçişlerimizde kendi kendine uyumalarımız zorlaştı. Bazen dalamıyor, kucağıma alıyorum hemen uyuyor.
* Sabah uyandığında çok keyifli oluyor. Yatakta oynaşıyor, yuvarlanıyor, aşk yaşıyoruz.

Şimdilik bu kadar...

Sevgimle.
Özge.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Uyku düzeni için mücadele vermek...

Bebek düşünen her çifte ilk söylenen cümledir “ uykusuz gecelere hazır olun! “ Hazırdık. Her zorluğa olduğu gibi uykusuz gecelere de hazırdık. Bebeğimiz ailemize katıldığında her yeni doğan gibi sadece uyumak istiyordu. Bizimkisi 2.500kg lık bir ufak adam olarak annesi tarafından uykusundan 2 saatte bir uyandırılıyordu. Gece gündüz iki saatte bir beslemek için uyandıran ve uykusuz kalan daha doğrusu kalmak isteyen bendim. Dolayısı ile itirazım şikayetim de yoktu.

40 ımızı doldurduğumuzda yeteri kadar kilo alan bebeğimizi artık kendi istediği saatte emzirmeye başladım. Bezen memede uyuyor bazen kucakta bazen göğsümde yatarken bazen de poposuna pat pat vurup pışpışlayarak uyutuyorduk. Hiç sallamadık gerek kalmadı aslında.

2. ayımız dolduğunda tek derdim akşam 7-8 arası uyutmaktı. Yaz aylarında olduğumuzdan bu saat 8-9 arasına kaydı. Uyumak istemedi benim minnoş 8 den önce. Buna da şükür. Her akşam banyosunu yaptırır, emziğini alır yine şş pat ile uyurdu bebeğim. İlk zamanlar uyanmasını bekledik sonra okudum ki gece öğünü varmış. 11:30 da minnoş uyanmadan emzirmeye başladım. Zordu uyuyan bebeğe zorla meme vermek, 1 saat uğraştım emsin diye. Sonra alıştı kendisi açıverdi ağzını emmek için. Yarım saate indi emmelerimiz. Gece 2-3 e kadar uyuyordu bu şekilde. Hala gaz sancılarımız devam ediyordu. 3. Ayın sonuna kadar tam sabah 5 de uyandı bizimkisi. Emzirdim yattık. Sabaha kadar kıvrana kıvrana uyudu. 3. Ayımız bittiğinde artık gaz sancılarımız bitmişti ve uyku düzenimiz oturmuştu. Akşam 8-9 arası uyku, 11 de gece öğünü, gece 3-4 arası emme ve sabah 7-8 arası uyanma. Akşam uyuduktan sonra tam uyanmadan emzirdiğim için uyutma derdim de kalmadı. Uyansa bile yatağına koydum emziğini verdim uyudu.

Gündüz uykularımıza gelince ilk 2 ay istediği saatte uyudu uyandı. Düzeni olmadı çünkü gaz sıkıntılarımız vardı. daha sonra  3. Ayın sonuna kadar sabah bir kez, öğleden sonra iki kez 2 şer saatlik uyumaya başladık. 4. Ayda bu sabah bir kez, akşam bir kez iki saat bir defa da 1 saatlik uyku şeklinde devam ediyoruz. Bazen şaşıyor az ya da çok uyuyabiliyoruz ama genelde düzen bu şekilde. Tabi gündüz uyutmak daha zor oluyor. Şimdi gelelim bu düzen için nelere dikkat ettim

*40 ından sonra emziğe başladık. Uykuya dalmakta kurtarıcı oldu. Tok olsak da sürekli emmek istiyorduk. Bu isteği emzikle karşıladık.

*Gündüzleri uykusunun geldiğini anladığım anda ( mızmızlanma, esneme gizlerini kaşıma) emzirip yatağına koydum. 3-5 dakika pış pış ile uyuduk.

*Gece loş ışıkta, gerekmiyorsa alt değiştirmeden, uyandıysa oyun vs oynamadan, konuşmadan emzirdim.

*Akşamları 6 dan sonra uyutmadım. 8 e yakın banyosunu yaptırıp- masajını yapıp yatağına koydum ve pış pışla uyuttum.

*4 ay boyunca çok zorda kalmadıysam akşam uykularında hep evde olduk. Artık yavaş yavaş dışarıda olabiliyoruz uyku zamanı. Uyku saatine alıştığı için uyumak istiyor zaten ve dışarıda da olsak uyuyor.

*Uyutma şeklimiz ile ilgili babamız, anneannemiz, babaannemiz bilgilendirildi. Sallamıyorduk ve yatakta pışpışla uyuyordu. Herkes buna uyacaktı.

* Akşam uykusundan once banyodan sonra çok dikkat dağıtacak bebişi uyaracak sevmeler oyunlar olmayacaktı. Sakin ve huzurlu bir şekilde sevip okşadık.  

* Gaz sancılarımız olduğu sürece bebeğimizin yüzüstü çok rahat uyudu. Bizde başında bekledik. Yüzüstü kafasını kaldırıp etrafa bakmaya başladıktan sonra yüzüstü uyumalarımız bitti. Yan uyumaya başladık. Ellerimiz kollarımız sürekli hareket ettiğinden sırt üstü uykuya dalamadık. Yan yattık. Gerekirse elini tuttuk yine sakinleşmesi için.3. aydan sonra bazen isyan etti yan yatmak istemedi çok zorlamadık. Biraz mızmızlandı yüz üstü sonra uykusu gelince yine yan çevirip uykuya dalmasını sağladık.

*Şimdilik emziği sadece uyku için kullanıyoruz. Onun dışında vermiyoruz.

Anlayacağınız uyku ile ilgili çok sıkıntımız olmadı. Bundan sonra da tek duam bu şekilde gitmesi. Çoğu zaman hiç pışpışlamadan kendi kendine dalması için de yatağına bıraktığım oluyor. Bazen uyuyor bazen biraz pış pışlıyorum. Bizim minnoşa kendi kendine de uyumayı bu bir ay içinde öğretebilirsek anneanneye mis gibi bir bebek bırakacağız J gerçi kendisi her türlü uyutmaya hazır J

Bakalım diş, emekleme, yürüme uyku düzenimizi nasıl etkileyecek, göreceğiz…

Sevgimle

Özge.